Her zaman ‘Yaptıkların, yapacaklarının teminatıdır’ sözü
doğru değildir. Bu benim şahsi görüş ve yaşam tarzımdır.
Bu durumu şöyle açıklayabilirim;
3 defa yanlış yapan, 4. defada da yanlış yapar diye bir şey yoktur.
5 defa batmış bir firmanın yöneticisi, 6.firmasını da batırır diye de
bir gerçek yoktur.
Hayat mucizeler ve şanslarla doludur. Bunlar ise insanın hayal gücünde saklıdır.
Referans nedir? Referanslarım senin hayallerindekiler mi? Eğer böyle değilse
ben hayalini gerçekleştiremez miyim?
Bu soruları açacak olursak;
Ben hayal ürünleri üreterek mesleğimi icra ediyorum. Bir müşterim ‘basit bir
hayal kur sadece işimi görsün’ diyorsa ve ben bunu yapıyorsam, bu yaptığım
çalışmayı size referans olarak gösterdiğimde siz bu hayalden yola çıkarak ;
1) ‘Yok ya yapamaz, yaptıkları güzel çalışma değil, hoşuma gitmedi. Başka
birini bulayım’ diye mi düşünürsünüz?
2) ‘Ya aslında ben bu gösterdikleri gibi değil de, şöyle bir şey istiyorum.
Bunu yapabilir misin?’ diye sormak mı
aklınızdan geçer?
1. Düşünce için ;
Siz bir ressamsınız ve dünyaca ünlü tablolara imza atmak istiyorsunuz. İmkânlarınız
dâhilinde bu işi yapıyorsunuz. İlk siparişiniz geliyor.
- Müşteri; ‘Ya şöyle bir tablo olsun, şunu anlatsın, şu kadar zamanda bitirin
ama ödeme bütçem geniş değil, ancak şu kadar verebilirim’ diyor.
Sizde bir anda Picasso olamazsınız. Hedefinize ilerlemek için sabırlı
olmalısınız. Yaşamanız gerekir, bunun içinde hayat şartlarınızı seyrinde götürmeniz
yani para kazanmanız gerekir. Gelen bu siparişi kabul edersiniz.
Ne şanstır ki, böyle bir sürü iş yapıyorsunuz ve şansınız dönüyor. Bir gün
zengin bir iş adamı geliyor ve size portresini yaptırmak istiyor.
- ‘Daha önceki çalışmalarınıza bakabilir miyim?’
Bu soruya hayır diyemezsiniz, dolayısıyla çalışmalarınızı gösterirsiniz.
Zengin adam çalışmalarınıza bakıyor ama hiç portre çalışmanızın olmadığını fark ediyor. Çünkü daha önceki
müşterilerinizden gelen talepler hep bir manzaradan ibaret.
Zengin adam düşünüyor. Bu ressam hiç portre yapmamış, benim portremi de yapamaz
deyip izninizi ister ve başka bir ressam arayışına başlar.
2 dakika gözlerinizi kapatın ve düşünün!
Siz yapabileceğinize inanıyor muydunuz? Yapabilir miydiniz zengin adamın
portresini?
Evet, vermiş olduğunuz cevap her ne ise, bu cevap benim cevabımı temsil ediyor.
2.Düşünce için;
Bakın! Referansın önemi yokmuş. Hayal gücü önemliymiş. Buna inanın. Tıpkı
bilmediğiniz bir adrese giderken yolu sorarak bulabileceğinize inandığınız gibi
inanın. Çünkü size yol tarif yapılırken, tarifi hayalinizde canlandırır ve
hayalinizde ki yoldan gidersiniz.
Şimdi referansı tekrar düşünelim. Referans dediğiniz daha önce yaptıklarınız
mı? Yoksa size imkân sunulduğunda yapabileceklerinize inandıklarınız mı?
Taksim’den hava alanına gitmek için taksiye biniyorsunuz.
Hiç taksiciye ;
- "Daha önce Taksim’den hava alanına müşteri götürdünüz mü" diye
sordunuz mu?
Bu bir referans değil midir? Sanırım sormaya gerek duymadınız.
Çünkü o bir taksici. Mutlaka yolu biliyordur. Bilmiyorsa bile yolda sorar ve
beni hava alanına götürür diye düşünürsünüz.
Ben bir tasarımcıyım. Hayalini kurar ve yaparım.
"Yaptıklarım hayalini
kurduklarımdır. Hayalini kurduklarım, yapacak olduklarımdır."